20 Eylül 2017 Çarşamba

Gönül Gönüle Değince Yol mu Dayanır !

Bu insanlar dünün acılarıyla yoğrulmuşlar, hafife almayın bu durumu !
''Ne zamandan başladı bu zulüm?'' sorusunu soranlar çıkar diye cevap veriyorum ''İblisin,Adem ve eşini cennetlerinden kovdurduğu gün başladı!'' O günün iblisleri şimdi insan oldular Ademler de azınlık olan Müslümanlar ! Ve dün başlayan oyun ve mücadele Kıyam gününe kadar da devam edecek ...

Çok eskiye gitmeyeceğim sadece Kur'anın okunmasının  yasak olduğu dönemden başlayacağım merak etmeyin ! Kendi vatanınızda ölümüne koruduğunuz, canınızdan öte bildiğiniz vatanınızda kitabınızın okunması yasaklanmış ... yazarken bile aklım isyan ediyor insan adı altındaki şeytanlara! ''Kur'anın okunmasının yasaklandığı bir dönem!'' ve Anadolu'da..........................neeyse!(hanfendi çizgimden çıkmayayım şimdi!) Yetmemiş ezanın yasak olduğu lanet bir dönem ve kimsenin seni çıkmıyor çıkanların sonu da malumunuz ! (bilmeyen araştırsın, olmadı bir dede nine bulsun onlara sorsun dinlesin) Zaten yoksul halk bir de baskı olunca ne ses kalmış ne soluk  !Bunları yazmak cidden moralimi bozuyor görmediğim halde ...onun için ben yaşayıp gördüklerimi anlatıp sinirleneyim ! 

Lise yıllarında (İmam-Hatip orta okulu/Lisesi) Matematik ve İngilizle öğretmenlerimiz derste başımızı açtırırdı (gerekçeleri neydiyse artık!) bir süre açtık sonra açmamaya karar verdik erkek arkadaşlarda destek çıktılar. Bu sefer de öğretmenler (papucumun öğretmenleri!) kızlara cevap hakkı vermemeye başladılar ! (ya nasıl bir manyaklıksa 12-13-14 yaşındaki çocuklara trip atıyorlardı!) Bu sefer erkek arkadaşlarda derse iştirak etmemeye/sorulara cevap vermemeye başladılar ... malumunuz sonrasında bu ikili tükürdüklerini yalamak zorunda kaldılar !... neeyse bunu da geçtik! 

Universiye yılları ahh ahhh.... ''Başörtüsünün uzay mekiklerine takıldığı dönem !'', ''Sakalların medeniyet denilen canavarın dişlerine takıldığı dönem!'' Mehmetciklerin(Mehmetcik adını araştırın nereden geliyor)bulunduğu kışlalara annelerin giremediği oğullarının yemin törenlerine dikenli teller ardında dualarla katılğı dönem!.. Ülke sefalet içindeyken ,hortumcular önüne gelen bankayı soyup soğana çevirirken,hastaneler rezillik içinde hastaları rehin alırken, ülkenin tek sorunu başörtüsüymüş gibi yasakların yağmur gibi yağdığı bir rezil dönem...Olanları değişirsin diye seçtiğimiz kişilerin önlerine setler koyulduğu ,gazeteler ellerinde olduğu için istedikleri makamı çalanların kaos ortamı meydana getirdiği korkunç bir dönem...

Gözyaşları içinde dualarımız var sadece elimizde ve tek sığınağımız Rabbimiz...''Nasıl olur ya ,kendi ülkemde  ben nasıl olur okuldan atılırım nasıl olur da işten atılırım!'' diye diye kafayı yemeye başladığınız bir dönem ki bildiğiniz diktatörlüğün cirit attığı...Okuldan ilk ihtarı aldığımızda öğretmenlerden biri şöyle demişti :'' Siz şimdi bu halk bize sahip çıkar diye düşünüyorsunuz. Ama kimse sizi desteklemeyecek bu halk neleri sineye çekti bunu da çekecek ve size sahip çıkmayacak!''Bu lafın üzerinden onlarca yıl geçti ve ben yaşlandım ve o öğretmen başka ülkeye defolup gitti...Ama dualar icraatte ve....

Kendi ülkesinde zulüm gören,yokmuş gibi davranılan,okumak istiyorlarsa Arabistan'a gitsinler denilen,muhtar bile olamaz denilen o dönemlerin duaları faaliyet buldu... İçten yapılan dualar icraate geçti ve aynı düzen içerisinde halk avukatını seçti ! Sesini duyuracak kişiyi seçti ve onu destekleri...Dua ve sevgileriyle de sahip çıktı...çünkü biliyorlardı ki o dualarının karşılığı ,aynı şeyleri yaşamış aynı yollardan geçmiş sözcüleriydi... Ve bunları başkalarının anlamasını da beklemediler; tuzu kurular, hiç baskı görmemiş, paraya para dememiş olanlar nereden bilsinler onların çektiklerini ,ötekileştirmenin ne olduğunu ve kendi vatanında zulüm görmenin ne olduğunu....

Çok uzatmayayım birileri kabul etsin ya da etmesin nefretle baktıkları ve nefretlerine mantıklı/tutarlı bir sebep bulamadıkları Recep Tayyip ERdoğan birilerinin dualarının icraate geçmiş halidir ! O bizim sesimiz aslında , onun için sizin nefretiniz ona değil de bize ve siz bunu açıkça söyleyemiyorsunuz! Küçümsediğiniz, dalgaya aldığınız , mevki makam sahibi olmalarından rahatsızlık duyduğunuz insanlar ''muhtar bile olamaz!'' diye dalga geçtiğiniz birini bu ülkeye CUMHURBAŞKANI yaptılar! Hırsızlar dediğiniz,bidon, göbeğini kaşıyanlar,ayy koca jeep'ten başörütülü kadın indi diye dalga geçerek kıskançlığınızı hırsınızı gizlemeye çalıştığını kişiler var ya işte onlar hep vardı siz de öyle..Not edin: Reis aslında milyonlarca insan, kısacası ümmetin yansıması !

 Dedim ya bu kavga İblis ile Adem'den beri var.. Kibir ilk orada çıkmadı mı karşımıza, iblis'le ! Firavun da halkını aşağılayan bir kibir abidesi değil miydi ? Ama Yüce RAbbim Musa'yı Firavunun saltanatının ortasında büyüttü ve korudu ,sonrası... Tarih tekerrür ediyor ve biz de safımızı iyi seçmekle yükümlü insanlarız ; kibre değil doğruya talip insanlar...

Bir de sevdiğimiz destek olduğumuz kişiyi putlaştırmakla suçluyorsunuz ya bizleri heh işte bi susun da onun kararını da biz verelim; inanın en az sizin kadar aklımız var,sevgi ve nefretimizde ''ifrat ve tefrit'' kaidesine riayet ediyoruz hamdolsun..Siz lütfen dünden gelen bu gün de perçinlenen nefretinizin sizi kör etmesine odaklanın ... Biz aynı sıkıntılarla yoğrulmuş, aynı şeylerle dertlenmiş, aynı yolun yolcularıyız; bırakın da hatalarımızı da kendi içimizde halledelim bari akıl vermeye kalkışmayın ! Bitti şimdilik diyeceklerim...

Bir de bu videoda Ömer Karaoğlu'nun söylediği ezgiyi hepimiz yüreğimizde hissediyor Reis'in bakışlarını da okuyabiliyoruz; inanın sizin bunları anlamanızı da beklemiyoruz, sadece gölge etmeyin yeter ! 
https://www.youtube.com/watch?v=ABRzgyhYwuw&list=WL&index=24

Share:

20 Ağustos 2017 Pazar

Hadsiz insan kendini kandırıyor !

''Tanısan seversin!'' cidden bak !Az bi dinle belki de karşındaki kişiden de alacakların vardır ;unutma yaşam menfaatler üzre kurulu müdür ! Evet herkesi sevmek zorunluluğumuz yok siz bakmayın Celalettin Rumi'ye onun yüreği kocaman bizimki sadece sevdiklerimize kadar...Ama sevmediğiniz hatta sevmeyeceğinizi düşündüklerinizde de alınacak dersler vardır ; bakın izleyin sonra da gördüğünüz yanlışları kendiniz yapmayın ...bak işte bununla da bir soruya doğru cevap vermiş olursunuz ; 25 puanlık soruyu hafife almayın müdürleeeerrrr ;)

Gerildik hemde öyle bir gerildik ki Ajda Pekkan bile yanımızda masum kalır (ahan da radyo da Ajda çalmaya başladı) dünya hayatının telaşı resmen bizi psikopata döndürmek üzere ;haberleri biraz izleseniz beni anlarsınız.. Gerçi biz eskiden de böyleydik de tv falan olmadığı için pek haberdar olamıyorduk içimizdeki psikopatlardan ..Ne ise arkadaşlar belki de içtiklerimize bişey katıyorlardır içimizdeki canavar canlanıyordur bu da olası !

Bize ne olduysa doğadan ayrılıp yerleşik hayata geçmemizden sonra oldu diye düşünüyorum betonların demirlerin içinde kala kala robotlar olduk arıza yapınca da direkt psikopata bağlıyoruz maaaaleseeeeef ! La düşünün özüne sadık kalmaya çalışan insan evlatlarına ''Salak'' dendiği zamanlardayız daha ne diyeyim.. Allah bizim beyinsizliğimizi bildiği için merhametinden kitaplar göndermiş yol göstersin diye ama onu bile kaale alma zahmetinde bulunmuyoruz .. Cehennemden korkuyoruz ama bizimki kuru bir korku resmen ; yoksa yaptığımız her pisliğe yanlışa hataya devam ediyoruz ortaya çıkan toplumsal bozuklukları kafadan uydurduğumuz ''Başkaları!'' gurubuna atıp mis gibi yaşayıp gidiyoruz !Kısa ve öz: Hadsiz insan kendini kandırıyor !

''Ayy toplum çok bozuldu çocukları sokağa çıkarmaya korkar olduk'' : hadi be uzaylılar gelip diğer çocukların ruhunu ele geçirip diğer çocukları ahlaksızlığa mı itiyor yaniii !!
Herkes torpil peşinde ; hadi yaa fırsatını bulsan sen çalışma arkadaşını yere itip makamına oturmak istemezsin, çocuğun iyi yere kapak atsın diye uğraşmazsın he mi ?


Share:

10 Ağustos 2017 Perşembe

İnsanları Sevin ,Sevmeseniz Bile İzleyin !

Lisede herkes arabesk ya da ilahi dinlerken ben New kıds on the block,George Mıchael ve Tarkan dinlerdim (düşünün İmam-Hatip'teyim) ve bunlar yıllar yıllar önceydi zamanını da göz önünde bulundurun...Arkadaşlarım kitap okumayı sevmek yerine kafelerde vakit geçirmeyi tercih ederken ben Sofinin Günlüğü'nü okuyordum (okumaz olaydım)sınıftaki erkek arkadaşlar ''Entel2diye dalga geçerlerdi onları bile ciddiye alıp kızmazdım..Ama teee o zamanlar da bile laobaliliği sevmezdim (kararlılığım ve asabiyetim çocukluktan kalma yani) 

Universite zaten trajikomik seçimlerimin zaman dilimiydi...Başörtü zulmü damgasını vurmadan önce orada da garip bir tiptim. Dedemden kalma eski (belki de ikinci dünya savaşından kalma :D )bir deri montu tamir ettirmiştim onu giydim yıllarca... pardon bir de asker çantam vardı ...Gözünüzde gayet silik garip birini çizin işte... millet süslü püslü gezerken herkesden farklı kötü giyinen, onlar eğlenirken sinemada kitap evlerinde vakit geçiren biri işte...Millet dedikodu peşindeyken o okulda gazete dergi çıkarma telaşında silik bi tip...Okumayı deli gibi seven (okuduğu kitapları unutacak kadar seven :D ) ve izlemeyi her fırsatta başkalarını dinlemeyi kendine vazife bellemiş biri..

Diyeceğim o ki toplumda bir adım geride herkesin içinde herkesleşmemek için rengini seçip ona sahip çıkan biriydim ve bu garip hal içinde Kur'an ve Sorgulama hep hayatımda oldu ... çok dindarlar beni beğenmedi çok modernler de gerici gördü ben onları da ciddiye almadım inatla Allah ne diyor ne istiyora sarıldım çok şükür..Hep söylüyorum Kur'ana bağlılığımı (anlamıyla ) babamdan ,sorgulayıcı tarafımı da annemden almışım Rabbim her ikisinden de razı olsun onlar benim başıma gelmiş en güzel şeylerden...

Buralarda yazıp çizdiklerime bakmayın ben aslında insanları seviyorum onları tanıdıkça kendime pay çıkarıyorum bir sorunu çözüyorum kendimce ! Karşınıza çıkan herkes de sizin için şifreler var emin olun; sevmediğiniz kişilerde bile ! Çocuklar ve yaşlıların sizi sevmesine özen gösterin çünkü onlar size herşeyi yalın şekilde anlatırlar; çocuklar zaten masumdur yalanı riyayı bilmezler, yaşlılar da (akıllı başlı yaşlılar) da hayatının gerçekten önemli kısımlarını idrak etmiş kişilerdir anlattıklarını dinleyin..

İnsanları önce gözlemlerim sonra kafamda olumlu ya da olumsuz zanlar oluşur ve ona göre mesafemi çizerim (şimdiye kadar pek yanılmadım bu konuda) Baktım anlaşamayacağım biri uzak duruyorum ,faydam olacak biriyse bi tık öne alıyorum dost olabileceklerimi de dünyama alıyorum ama onlar da aramda mesafe oluyor (Orta okulda Kimya öğretmenim demişti herkese bir soru işaretin olsun ki hayal krıklıkların çok acıtmaz!) Zaten dost olacağım kişiyi toplasan bir elin parmaklarını geçmez ömrüm boyunca.. ben çok konuşsam da kendimle ilgili şeylerde ketum biriyimdir onun için dost olurum (en alasından) ama dost bulamam zira aramam da ..Arkadaş ise çok kolay edinirim hem de sudan sebepler bulur hemen arkadaş olurum severler de beni ..

Ne diyordum ben ya hu...heee arkadaşlar başkalarından alabileceğiniz güzel şeyleri alın (dersler çıkarın eksikliklerinizi giderim onların yaşantılarından ) hemen herkesi ötelemeyin sevmediğinizi düşündüklerinizle de düşman olmayın,sadece izleyin büyüyünce onlar gibi olmamak için ;)

Bu aralar çok sıcak olduğu için aklımdaki tilkileri bir araya toplayıp tumturaklı yazılar yazamıyorum sadece içimdekileri olduğu gibi düküveriyorum eylesine ...Ama insanlar hakkında dediklerimi ciddiye alın zira mükemmel insanı bulup dost edinemezsiniz en mükemmeli bulup evlenemezsiniz onun için bulduklarınızın değerini bilin emi ! B de güzel müzikler dileyip güzel şeyler hayal edin özellikle hayal kurun elimizde bi o kaldı kendimize ait ....+
Share:

6 Ağustos 2017 Pazar

Nerede Ölmek İstersiniz !

Bahsi geçen yer burası olabilüüü :)
Caner Hoca seni ilmiyle döverdi de sen onu Arapça ile vurmaya çalıştın ''Son şifalı idrar savunucusu!''
Yok ya yok bu konuda yazmayacağım ufak bir gönderme ile çıkayım bu konudan ve başka konulara atlayayım...

Nasıl ölmek istediğinizi ya da nerede ölmek istediğinizi hayal ettiniz mi hiç ? Gerçi böyle bir şeyi aklı başında birileri hayal eder mi bilmiyorum da zaten beni benim gibisi takip eder diye düşündüğüm için soruyorum işte!

Çoğu kişi Kabe'de ölmek isterdim der galiba ya da cihat ederken ya da yatağımda ... zaten kimse böyle bi'şeyi hayal etmez ki benimki de soru işte.. ben  Norveç ya da İskoçya'da (Gerçi orası artık Galler sanırım) ölmek isterim!...Anaaaamm aha da radyoda Mehmet ERdem çıktı ama ben şimdi alır başımı giderim bu ölüm konusundan ooffff ne güzel de söylüyor yaaa adam...ne ise :)

Norveç'te bir fiyordun üst kısmında sallanan sandalyemde oturup uçsuz bucaksız okyanusu izlerken ölmek isterdim Rabbim'e Rabbim'in tabiat ayetlerini okurken kavuşmayı isterim. Şimdi diyeceksiniz ki ''neden oralar da ölmek istiyorsun aklını mı kaçırdın ELif!'' ya bu dünyada aklı başında olan kişi hayal kuramaz ki ! Belki de dünyanın her yerini görme arzumdan dolayı ; madem gezemiyorum bari öleyim tarzı ! Öldüğüm yerde toprağa karışayım kimse üzülmesin ardımdan kimseye de sıkıntı olmayayım .. O kadar acı ölümler oluyor ki hayatta bir üzüntü de ben olmayayım isterim...

Çok seviyorum dünyayı ama insansız halini yani kusursuz yaratılmış hali ile insana emanet edilen dünyayı ! Her nereye bakarsanız bakın Allah'ın kusursuzluğunu görüyorsunuz ve hep aradığınız o huzuru en yalın haliyle yüreğinizde hissediyorsunuz ... Ne kadar şikayet ederseniz edin bir güzellik görüyor geçmişi unutuyorsunuz ...Kafam karışık söylemek istediğim bir yığın şey var ama hepsini de bir anda söylemek istiyorum haliyle o da olmuyor hele hele gecenin şu saatinde bir de caz muzik dinlerken ; hiç akıl işi değil yani ...

Buraya kadar yazıyı okuyanlara özel bir şey anlatacağım vakti olan bunları da okusun emi ! Bir gün caddede karşıdan karşıya geçtim karşıda yaşlı bir dede (şöyle uzun boylu görüntüsü perişan olmayan bir dede) yanıma geldi ve ''Bana para verir misin ?'' dedi. Bana dedi bana her şeyden korkan bana ! O an neler hissettiğimi anlatamam (anlatmaya çalışacağım ama yinede) o an yanımda olan parayı vermek zorunda olduğumu yüreğimin her zerresinde hissettim o an sanki o amca sadece benim için oradaydı ve benim imtihanımdı ..size belki abartı gibi gelebilir bu durum ama inanın o an dedenin bakışlarını görseydiniz siz de benim gibi düşünürdünüz inanın...Böyle şeyler beni çok etkiler(milleti tek taş, yat kat etkiler la beni de böyle şeyler etkiliyor işte) O dedeyi asla unutmayacağım bu biiirrr...

Bİr defasında da Ankara  Güven Park'ta ağac altında arkadaşımla oturuyordum uzaktan bize doğru gelen bir kıza gözüm takıldı (halk tabiriyle satanist kılıklı bir kız!) içimden '' Eyvah bu şimdi geliyor ama galiba bize laf çarpacak!'' dedim ,o zamanlar başörtü sorunu çok oluyordu :sataşmalar falan bi de Ankara'dasınız yaaniiii..(ahh ahhh önyargılarımız) Neyse kız geldi ''Yanınıza oturabilir miyim bir kaç sorum olacakta !''dedi .Başladık muhabbete bize hayatını anlatmaya başladı: üviversitede öğrenci olduğunu, ateist olduğunu sonra kendi kendine düşüne düşüne iman ettiğini anlattı. İnsanların tümünü balık olarak düşünüyordum bir okyanus içinde yüzerken bir lidere ihtiyacımız vardı onu da Allah Peygamber olarak göndermiş bize.... gibi ilginç hoş şeyler anlattı . Sonra konu kılık kıyafetine geldi( erkek gibi kesilmiş simsiyah saçları simsiyah kıyafeti ve kulağındaki yığınla küpe dışında hoş bir kızdı da :D )Adı Mine idi sanırım net hatırlamıyorum şöyle devam etti:''Görüntüme çok önem veren biriydim ben ve çok da beğenilen biriydim uzun sarı saçlarım vardı dikkat çekerdi. Bir gün aynanın karşısında süslenirken 'Mine hadi sen Allahı çok seviyorsun ya güzelliğiniz mi daha çok seviyorsun Rabbini mi ?'diye sordum ve gidip saçlarımı kısacık kestirdim. Yİne saçlarımız modele sokup okula gitmeye devam ettim hala güzel görünüyordum yine aynı aynanın karşısında aynı soruyu sordum nefsime 'güzelliğini mi seviyorsun yoksa Rabbini mi ?' ve saçlarımı siyaha boyattım''

Kız bu şekilde iman edişinin sürecini anlattı ve biz de ağzımız açık dinledik haliyle kendisini. Ve en son da arkadaşlarına bu muhteşem duyguyu anlattığını ama hiç birinin onu dinlemediğini hatta onun delirmiş olduğunu söylediklerini üzülerek anlattı. En son kitap yazmaya karar vermiş ve daha çok birikim için daha çok kişiyle dini sohbetler yapıyormuş .. Bu arada hiç bir laf çarpması olmadı iletişiminde :) (yerin dibine geçeyim diye çıkmıştı o kız karşıma çünkü) Arkadaşlarına iman etmenin güzelliğini anlatmak için kitap yazacakmış bak seeen alim değil hoca değil kitap yazacaamış bahele ! (demedim tabi ki böyle,bu sadece bizim dini sahiplenenlere bir göndermem)

Bu olaydan sonra önyargılarımı rafa kaldırdım üzerine de kilit vurdum ...Eee insan olana bu ders yeter di mi yani ! Gerçi bir de turist ile imtihanım var ya onu da başka zaman yazarım artık okuyucuyu da bu kadar zorlamanın anlamı yok yaaanii !

Okuduğunuz için teşekkür ederim ,okuduklarınızı kendinize saklayın kimseyle paylaşmayın dedikodu olabilir ;)  

En sevgiliye emanetsiniz dostlar..

Yazının bitimi de Mehmet Erdem ile oldu güzel tevafuk ;)

Share: