10 Ağustos 2017 Perşembe

İnsanları Sevin ,Sevmeseniz Bile İzleyin !

Lisede herkes arabesk ya da ilahi dinlerken ben New kıds on the block,George Mıchael ve Tarkan dinlerdim (düşünün İmam-Hatip'teyim) ve bunlar yıllar yıllar önceydi zamanını da göz önünde bulundurun...Arkadaşlarım kitap okumayı sevmek yerine kafelerde vakit geçirmeyi tercih ederken ben Sofinin Günlüğü'nü okuyordum (okumaz olaydım)sınıftaki erkek arkadaşlar ''Entel2diye dalga geçerlerdi onları bile ciddiye alıp kızmazdım..Ama teee o zamanlar da bile laobaliliği sevmezdim (kararlılığım ve asabiyetim çocukluktan kalma yani) 

Universite zaten trajikomik seçimlerimin zaman dilimiydi...Başörtü zulmü damgasını vurmadan önce orada da garip bir tiptim. Dedemden kalma eski (belki de ikinci dünya savaşından kalma :D )bir deri montu tamir ettirmiştim onu giydim yıllarca... pardon bir de asker çantam vardı ...Gözünüzde gayet silik garip birini çizin işte... millet süslü püslü gezerken herkesden farklı kötü giyinen, onlar eğlenirken sinemada kitap evlerinde vakit geçiren biri işte...Millet dedikodu peşindeyken o okulda gazete dergi çıkarma telaşında silik bi tip...Okumayı deli gibi seven (okuduğu kitapları unutacak kadar seven :D ) ve izlemeyi her fırsatta başkalarını dinlemeyi kendine vazife bellemiş biri..

Diyeceğim o ki toplumda bir adım geride herkesin içinde herkesleşmemek için rengini seçip ona sahip çıkan biriydim ve bu garip hal içinde Kur'an ve Sorgulama hep hayatımda oldu ... çok dindarlar beni beğenmedi çok modernler de gerici gördü ben onları da ciddiye almadım inatla Allah ne diyor ne istiyora sarıldım çok şükür..Hep söylüyorum Kur'ana bağlılığımı (anlamıyla ) babamdan ,sorgulayıcı tarafımı da annemden almışım Rabbim her ikisinden de razı olsun onlar benim başıma gelmiş en güzel şeylerden...

Buralarda yazıp çizdiklerime bakmayın ben aslında insanları seviyorum onları tanıdıkça kendime pay çıkarıyorum bir sorunu çözüyorum kendimce ! Karşınıza çıkan herkes de sizin için şifreler var emin olun; sevmediğiniz kişilerde bile ! Çocuklar ve yaşlıların sizi sevmesine özen gösterin çünkü onlar size herşeyi yalın şekilde anlatırlar; çocuklar zaten masumdur yalanı riyayı bilmezler, yaşlılar da (akıllı başlı yaşlılar) da hayatının gerçekten önemli kısımlarını idrak etmiş kişilerdir anlattıklarını dinleyin..

İnsanları önce gözlemlerim sonra kafamda olumlu ya da olumsuz zanlar oluşur ve ona göre mesafemi çizerim (şimdiye kadar pek yanılmadım bu konuda) Baktım anlaşamayacağım biri uzak duruyorum ,faydam olacak biriyse bi tık öne alıyorum dost olabileceklerimi de dünyama alıyorum ama onlar da aramda mesafe oluyor (Orta okulda Kimya öğretmenim demişti herkese bir soru işaretin olsun ki hayal krıklıkların çok acıtmaz!) Zaten dost olacağım kişiyi toplasan bir elin parmaklarını geçmez ömrüm boyunca.. ben çok konuşsam da kendimle ilgili şeylerde ketum biriyimdir onun için dost olurum (en alasından) ama dost bulamam zira aramam da ..Arkadaş ise çok kolay edinirim hem de sudan sebepler bulur hemen arkadaş olurum severler de beni ..

Ne diyordum ben ya hu...heee arkadaşlar başkalarından alabileceğiniz güzel şeyleri alın (dersler çıkarın eksikliklerinizi giderim onların yaşantılarından ) hemen herkesi ötelemeyin sevmediğinizi düşündüklerinizle de düşman olmayın,sadece izleyin büyüyünce onlar gibi olmamak için ;)

Bu aralar çok sıcak olduğu için aklımdaki tilkileri bir araya toplayıp tumturaklı yazılar yazamıyorum sadece içimdekileri olduğu gibi düküveriyorum eylesine ...Ama insanlar hakkında dediklerimi ciddiye alın zira mükemmel insanı bulup dost edinemezsiniz en mükemmeli bulup evlenemezsiniz onun için bulduklarınızın değerini bilin emi ! B de güzel müzikler dileyip güzel şeyler hayal edin özellikle hayal kurun elimizde bi o kaldı kendimize ait ....+
Share:

6 Ağustos 2017 Pazar

Nerede Ölmek İstersiniz !

Bahsi geçen yer burası olabilüüü :)
Caner Hoca seni ilmiyle döverdi de sen onu Arapça ile vurmaya çalıştın ''Son şifalı idrar savunucusu!''
Yok ya yok bu konuda yazmayacağım ufak bir gönderme ile çıkayım bu konudan ve başka konulara atlayayım...

Nasıl ölmek istediğinizi ya da nerede ölmek istediğinizi hayal ettiniz mi hiç ? Gerçi böyle bir şeyi aklı başında birileri hayal eder mi bilmiyorum da zaten beni benim gibisi takip eder diye düşündüğüm için soruyorum işte!

Çoğu kişi Kabe'de ölmek isterdim der galiba ya da cihat ederken ya da yatağımda ... zaten kimse böyle bi'şeyi hayal etmez ki benimki de soru işte.. ben  Norveç ya da İskoçya'da (Gerçi orası artık Galler sanırım) ölmek isterim!...Anaaaamm aha da radyoda Mehmet ERdem çıktı ama ben şimdi alır başımı giderim bu ölüm konusundan ooffff ne güzel de söylüyor yaaa adam...ne ise :)

Norveç'te bir fiyordun üst kısmında sallanan sandalyemde oturup uçsuz bucaksız okyanusu izlerken ölmek isterdim Rabbim'e Rabbim'in tabiat ayetlerini okurken kavuşmayı isterim. Şimdi diyeceksiniz ki ''neden oralar da ölmek istiyorsun aklını mı kaçırdın ELif!'' ya bu dünyada aklı başında olan kişi hayal kuramaz ki ! Belki de dünyanın her yerini görme arzumdan dolayı ; madem gezemiyorum bari öleyim tarzı ! Öldüğüm yerde toprağa karışayım kimse üzülmesin ardımdan kimseye de sıkıntı olmayayım .. O kadar acı ölümler oluyor ki hayatta bir üzüntü de ben olmayayım isterim...

Çok seviyorum dünyayı ama insansız halini yani kusursuz yaratılmış hali ile insana emanet edilen dünyayı ! Her nereye bakarsanız bakın Allah'ın kusursuzluğunu görüyorsunuz ve hep aradığınız o huzuru en yalın haliyle yüreğinizde hissediyorsunuz ... Ne kadar şikayet ederseniz edin bir güzellik görüyor geçmişi unutuyorsunuz ...Kafam karışık söylemek istediğim bir yığın şey var ama hepsini de bir anda söylemek istiyorum haliyle o da olmuyor hele hele gecenin şu saatinde bir de caz muzik dinlerken ; hiç akıl işi değil yani ...

Buraya kadar yazıyı okuyanlara özel bir şey anlatacağım vakti olan bunları da okusun emi ! Bir gün caddede karşıdan karşıya geçtim karşıda yaşlı bir dede (şöyle uzun boylu görüntüsü perişan olmayan bir dede) yanıma geldi ve ''Bana para verir misin ?'' dedi. Bana dedi bana her şeyden korkan bana ! O an neler hissettiğimi anlatamam (anlatmaya çalışacağım ama yinede) o an yanımda olan parayı vermek zorunda olduğumu yüreğimin her zerresinde hissettim o an sanki o amca sadece benim için oradaydı ve benim imtihanımdı ..size belki abartı gibi gelebilir bu durum ama inanın o an dedenin bakışlarını görseydiniz siz de benim gibi düşünürdünüz inanın...Böyle şeyler beni çok etkiler(milleti tek taş, yat kat etkiler la beni de böyle şeyler etkiliyor işte) O dedeyi asla unutmayacağım bu biiirrr...

Bİr defasında da Ankara  Güven Park'ta ağac altında arkadaşımla oturuyordum uzaktan bize doğru gelen bir kıza gözüm takıldı (halk tabiriyle satanist kılıklı bir kız!) içimden '' Eyvah bu şimdi geliyor ama galiba bize laf çarpacak!'' dedim ,o zamanlar başörtü sorunu çok oluyordu :sataşmalar falan bi de Ankara'dasınız yaaniiii..(ahh ahhh önyargılarımız) Neyse kız geldi ''Yanınıza oturabilir miyim bir kaç sorum olacakta !''dedi .Başladık muhabbete bize hayatını anlatmaya başladı: üviversitede öğrenci olduğunu, ateist olduğunu sonra kendi kendine düşüne düşüne iman ettiğini anlattı. İnsanların tümünü balık olarak düşünüyordum bir okyanus içinde yüzerken bir lidere ihtiyacımız vardı onu da Allah Peygamber olarak göndermiş bize.... gibi ilginç hoş şeyler anlattı . Sonra konu kılık kıyafetine geldi( erkek gibi kesilmiş simsiyah saçları simsiyah kıyafeti ve kulağındaki yığınla küpe dışında hoş bir kızdı da :D )Adı Mine idi sanırım net hatırlamıyorum şöyle devam etti:''Görüntüme çok önem veren biriydim ben ve çok da beğenilen biriydim uzun sarı saçlarım vardı dikkat çekerdi. Bir gün aynanın karşısında süslenirken 'Mine hadi sen Allahı çok seviyorsun ya güzelliğiniz mi daha çok seviyorsun Rabbini mi ?'diye sordum ve gidip saçlarımı kısacık kestirdim. Yİne saçlarımız modele sokup okula gitmeye devam ettim hala güzel görünüyordum yine aynı aynanın karşısında aynı soruyu sordum nefsime 'güzelliğini mi seviyorsun yoksa Rabbini mi ?' ve saçlarımı siyaha boyattım''

Kız bu şekilde iman edişinin sürecini anlattı ve biz de ağzımız açık dinledik haliyle kendisini. Ve en son da arkadaşlarına bu muhteşem duyguyu anlattığını ama hiç birinin onu dinlemediğini hatta onun delirmiş olduğunu söylediklerini üzülerek anlattı. En son kitap yazmaya karar vermiş ve daha çok birikim için daha çok kişiyle dini sohbetler yapıyormuş .. Bu arada hiç bir laf çarpması olmadı iletişiminde :) (yerin dibine geçeyim diye çıkmıştı o kız karşıma çünkü) Arkadaşlarına iman etmenin güzelliğini anlatmak için kitap yazacakmış bak seeen alim değil hoca değil kitap yazacaamış bahele ! (demedim tabi ki böyle,bu sadece bizim dini sahiplenenlere bir göndermem)

Bu olaydan sonra önyargılarımı rafa kaldırdım üzerine de kilit vurdum ...Eee insan olana bu ders yeter di mi yani ! Gerçi bir de turist ile imtihanım var ya onu da başka zaman yazarım artık okuyucuyu da bu kadar zorlamanın anlamı yok yaaanii !

Okuduğunuz için teşekkür ederim ,okuduklarınızı kendinize saklayın kimseyle paylaşmayın dedikodu olabilir ;)  

En sevgiliye emanetsiniz dostlar..

Yazının bitimi de Mehmet Erdem ile oldu güzel tevafuk ;)

Share:

12 Haziran 2017 Pazartesi

Çok fazla kızgınlığımız kırgınlığımız oluyor da bunları muhataplarıyla hiç paylaşamıyoruz ya!.. Ya '' Sabır'' deyip öteliyoruz ya da '' amannn!'' deyip geçiştiriyoruz ; her durumda da içimize yamıyoruz ! Herkese has değil insana has özellikler bunlar...Çünkü gerçekleri çabuk kabulleniş bu '' Nasılsa hatalarını söyleseniz de insanların çoğu hiç bir hatayı üzerine almayacak ve siz de ikazınızla kalacaksınız!'' Bunu bir üst versiyonu da var o da '' Hatalarını dile getirince sizin suçlu duruma düşmeniz!'' ki Allah kimseyi bu duruma düşüp  ikinci defa sinirlenmekle imtihan etmesin !

Fazla ünlemli cümleler oldu ama yapacak bi'şey yok, hayatın trajikomik halleri bunlar ; başıma gelmedi deme gelirse diye tedbirini şimdiden al ! Dünyadaki insan renkleri karşısında gök kuşağının yedi rengi  sıfır kalır, neredeyse yaşayan her insana has ayrı renkler var; kimsenin rengi de başka birinin rengine uymuyor,çık işin içinden çıkabilirsen !Mavinin bir tonuyla sorunlarını çözüyorsun pat karşına yeşilin bilmem hangi tonu çıkıp duygularını alt üst ediyor.. Kahverenginin bilmem hangi tonuna alışıyorsun pat kırmızının farklı bir tonuna tosluyorsun..Kısacası renklerle imtihanın nefes aldığın sürece devam ediyor üstad !

Hayal kırıklıkları yaşıyorsun, yalanlarla ''olamaz!''larla muhatap olup ''Bir daha asla güvenmem!''leri dile getiriyorsun ama duygu ve düşüncelerini bir türlü muhatapların söyleyemiyorsun ve çoğu zaman yaptığın gibi içine atıyorsun..''Allah'a havale edişlerimiz'' biriktikçe birikiyor maalesef içimizde ve bir gün onlar yiyip bitiriyor bulundukları kabı ! Sonra geliyor: kimseye güvenmeyişler,umursamayor gibi yapışlar,kaçışlar, kızışlar..Bir de ''kötü olabilmeyi göze alacak kadar lafını esirgemeyen gamsız insanları kıskanışlar!'' var ki o da ayrı bir yazı konusu...Dünya öylesine Cennet zaten deyip onları da gömüveriyoruz yüreğimizin çöplüğüne !

Bir karamsarlık çökmüş gibi yazıya ama yazı işi Allah bilir yüreğimin hangi karanlık kuytusundan gelen fısıltıları cümlelere döktürüyor!Kendini en iyi ifade edebildiği yerde herşeyi bir anda aktarmayı ister ya insan benim de ''yazı''deyince gözlerimin içi parlıyor ;kendimi ifade edebilmem adıma.. Gerçi insanı ifade de dünyanın tüm dilleri eksik kalır da hiç yoktan iyidir sizin bakışlarınızdan anlayamayan dünya karşısında ....

Kim sizi tam olarak anlayabilir ki , her şeyin sınırlı olduğu şu dünyada ? Ya da kime ne kadar ifade edebilirsiniz ki duygularınızı düşüncelerinizi...İnsan ya sever ya da sevmekten uzaklaştıkça karanlıklara dalar..insanlar sizi seviyorlarsa sadece dinlerler ve dinledikçe size karşı sevgileri ya da nefretleri artar; aslında sizi tam olarak anlayamazlar...Belki de onun için ,sadece sevgiler biriktirmeliyiz yüreğimizde hayatımızda beklentilerimiz olmadan !...

Öyle işte... hayat işte... duygular işte.. sınırlı dünyada sınırlı serzenişler işte..umutlar ve umuda umut olsun diye öteleyişler işte...
Share:

8 Mart 2017 Çarşamba